Reklam
Reklam
Behçet Şenözhür

Behçet Şenözhür

Seyirci Değil Taraftar --------------- [email protected]

İstanbul Hegemonyası II

08 Mayıs 2020 - 11:59

Bugünkü yazımız, başlığımızdan da anlaşılacağı üzere yine İstanbul hegemonyası ile ilgili…
 
Bu konuyu önemli olduğundan biraz daha irdelemeye karar verdim.
 
Süper Lig'de fikstürün belirlendiği kura çekimleri her yıl konusu aynı fakat içeriği farklı olan tartışmalara neden oluyor. Bu tartışmaların ortak noktasını, kura çekiminin adil bir şekilde değil, birileri tarafından bazı ayarlamalarla yapıldığı düşüncesi oluşturuyor.
 
Kimi Avrupa kupalarına katılan kulüplere göre, kimi x takıma göre, kimi de futbol kartellerine ya da yayıncı kuruluşa göre ayarlamalar yapıldığını düşünüyor.
 
Bu düşüncelerin temelinde, ayarlamaların her zaman İstanbul kulüplerinin çıkarları doğrultusunda yapılması var.
 
Sanki fikstür o üç takıma uygun olmak zorundaymış gibi bir hava estiriliyor ve Anadolu takımlarının yıllardır uğradığı haksızlık üç kulübün çıkar çatışması arasında görmezden geliniyor.
 
Aslında ayrıcalıklar her üçü için geçerli olsa da, x kulübü y ve z kulüplerini suçluyor, y kulübü x ve z’yi, z kulübü ise diğer ikisini.
 
Bu adalet aramak değil, bu pastadan büyük payı kimin alacağının kavgası.
 
Fikstür konusuna biraz daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
 
Son yıllarda Süper Lig fikstürlerinde birçok benzerlik göze çarpıyor.
 
Mesela Göztepe için son üç sezondur kuradan serbest fikstür çıkıyor.
 
Son yirmi yılda on beşinci kez 33. haftada derbi maçı var.
 
Beşiktaş dokuz sezondur üst üste, Galatasaray deplasmanına ikinci yarıda gidiyor.
 
Son iki sezondur Galatasaray Ankaragücü’nü, Fenerbahçe ise Malatya’yı takip ediyor.
 
Tüm bunların bir tesadüf olduğuna inanmak pek akıl kârı değil.
 
Fikstürün denk geldiğini kabul edenler bu kez de maç günü ve saatlerinde yapılan ayarlamalara bir bahane bulmak zorunda kalacak.
 
Maç günü ve saatleri TFF tarafından beş haftalık olarak açıklanıyor.
 
Bu açıklamalarda bazı Anadolu kulüplerinin maçları, arka arkaya cuma veya pazartesi gününe ya da hafta sonu gündüz saatlerine veriliyor.
 
Bu uygulama, Passolig sistemiyle zaten stada gelmeyen Anadolu kulübü taraftarlarına bir darbe daha vuruyor.
 
Fakat o üç kulübün öğlen saatlerinde maç yaptığını görmüyoruz.
 
Çoğu zaman Süper Lig'de İstanbul takımları şampiyonluk yarışından koparılmıyor.
 
Yarıştan kopmuş gibi olduğu anda bir el devreye giriyor ve şampiyonluk heyecanı onlar için hop, yeniden başlıyor.
 
Aynı el, konu Anadolu kulüpleri olunca nedense farklı bir şekilde hareket ediyor.
 
Örneğin, bu sezon devre arasına girerken lider Sivasspor’du.
 
Devre arasında medyada takımın bazı futbolcularının İstanbul kulüplerine transfer olacakları şeklinde haberler yapıldı. Bu ve benzeri söylemlerle takımın düzeni bozuldu ve liderliğin verdiği baskıyı kaldıramadı.
 
Neyse ki Türk futbolunun etrafında döndüğü algısı yaratılan üç kulüp, kendilerine yapılan ayrıcalıklara ve yazılı ve görsel basının desteğine karşın borç batağından bir türlü çıkamamakta.
 
Akıllıca yönetilen, alt yapıya önem veren, tesisleşen, kendini geliştiren, genç futbolcuları destekleyen bir yapıyla Anadolu kulüpleri bu saltanata son verecek.
 
Çok yakında İstanbul hegemonyasının çöküşünü hep birlikte izleyeceğiz.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum