Uzman Psikolog Irmak Bahar

Uzman Psikolog Irmak Bahar


Travma Sonrası Stres Bozukluğu (Posttravmatik)

22 Kasım 2021 - 10:54 - Güncelleme: 22 Kasım 2021 - 10:59


Hayatımız boyunca bir çok kere ‘travma’ kelimesine maruz kalmışızdır. Yaşadığımız her acı verici olay bizler için travma olabilecek güçtedir. Bazen travmanın ne olduğunu biliriz, etkileri ve bizi bekleyen psikolojik rahatsızlıkları… Bazense bilemeyiz. Gelin bu yazımızda bunlara değinelim.

Gelin bu yazımızda buna değinelim…

İnsanların yüzde 70inin hayatında en az bir kez travmatik olay yaşadığı tahmin edilmektedir. Travmatik bir olay yaşayan veya şahit olan 10 kadından 2’si, 10 erkekten ise 1’inde travma sonrası stres bozukluğu geliştiği bilinmektedir. Zorunlu göçler, ekonomik krizler, ölümler, savaşlar, ölümcül tıbbi bir rahatsızlık teşhisi konulması veya yakınımızın bu durumdan muzdarip olması ya da tüm bu durumlara şahit olma durumu travma sonrası stres bozukluğu yaşatsa da tam olarak travma sonrası stres bozukluğu neye sebep olduğunun karşılığı bulunmamaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz zaman üç semptom karşımıza çıkmaktadır. Bu belirtiler tanı kriterleri için oldukça önemli olsa da herkesin yaşantısı için geçerliliği kesinlik taşımamaktadır.



Çok Uyarılma Hali: Kişilerin her an başlarına kötü şeyler geleceğini düşünmesi ve buna bağlı olarak her an her dakika tetikte olması, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyonunun bozulması, iştah değişikliği ve uyku düzeninin bozulması gibi semptomların bir arada olması durumudur. Çok fazla uyarılma haline eşlik eden tepkiler de ise ani sesler de ve hareketler de refleksel irkilmeler, olduğu yerden kişilerin sıçramaları da ek olarak gözlemlediğimiz durumlardır. Refleksel tepkilere eşlik eden fizyolojik tepkiler de vardır. Bunlar; kapı, pencere çarpması, kişilerin yanlarına bir anda başka kişilerin gelmesi, telefonların çalması ve kişileri kötü bir şey olacakmış hissi verecek olan şüpheli mesajlar ve yaklaşımlardır. Tüm bunlar bireylerde kalp çarpıntılarına, mide bulantılarına, tansiyon düzensizliklerine, göz kararmalarına, el ayak titreme ve terlemelerine yol açar. Hatta birçok kişi kalp çarpıntısı ve nefes darlığı şikayetleri ile acil servislere başvurmaktadır.

Kaçma (Kaçınma): Bu kümede belirti gösteren bireyler genelde travmalarına sebep olan olayların yaşandığı yere ve yaşandığı yere yakın hatta yaşandığı yere benzeyen tüm yerlere uzak durma isteği, oraya gitmeme durumlarını gözlemlediğimiz grupta yer almaktadır. Deprem mağduru kişilerin depremi yaşadıkları lokasyona gidememe, trafik kazası yaşayan bireylerin tekrar arabaya binememe gibi durumların gerçekleştiği evre de yer almaktadır. Kişiler bazen bunun nedenini dahi bilmezken bazı bireyler bunu bilinçli yapar ve bunu yapmanın onları rahatlattıklarını düşünürler ancak bu kaçma eylemidir.

Hatırlama (Yeniden Yaşama): Kişiler yaşadıkları acı verici ve rahatsız edici durumları herhangi bir zaman diliminde yeniden hatırlar, gözünde canlandırır, hisseder ve yaşar. Bu olayların yeniden yaşanıyor hissi vermesi çok gerçekçi ve korkutucu olmasıyla karakterizedir.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşamamız için bire bir travmatik olay örgüsünde rol sahibi olmamız gerektiği anlamını taşımamaktadır. Travmatik bir olaya şahitlik etmek dahi travma sonrası stres bozukluğu yaşamamıza sebep olmaktadır.



Travmatik bir olay karşısında ve sonrasında tepkilerimizin eskiye göre benzerlik göstermemesi, şiddetinin artması ve zamanlamasının farklılaşması anormal olaya veya olaylara verdiğimiz normal tepkilerdir. Bazı insanlar da bu birkaç gün ve ay sürerken bazı insanlar da ise seneler sürebilmektedir. Bireyler kendilerinde bazı değişiklikleri görüp bu konuda ruh sağlığı uzmanından tedavi alıyorlarsa kısa zamanda tedavinin sonuçlandığı ve bireylerin normal hayatlarına dönebildiği aşikârdır. Semptomlar eğer birkaç aydan uzun sürdüyse, ruh sağlığını olumsuz yönden etkilemişse vakit kaybetmeden tedavi görmek için alanından uzman bir ruh sağlığı profesyoneli ile görüşme sağlanmalıdır. Az evvel bahsettiğimiz belirtilerin dışında Travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) eşlik eden ve genelde beraberinde üzerinde durduğumuz diğer problemler de anksiyete, bağımlılıklar, şiddete eğilim (kendisine, doğaya ya da diğer kişilere ve canlılara karşı), depresyon ve takıntılar travma sonrası stres bozukluğu tanısı almış kişilerde yaygın olarak görülen problemler arasında yer almaktadır.

Travmanın kişilerde ne zaman ne şekilde hangi durumlar da ve hangi koşullarda ortaya çıkacağının belli bir kümesi yoktur. Bazı kişilerde istismar sonrası TSSB gelişirken bazı kişilerde istismara şahit olma durumunda gelişebilir. Kişilerin TSSB tedavileri kişilerin TSSB farklılıklarına göre şekillenmektedir. Tedaviler kişiye özgüdür ve bunun planlanmasını ruh sağlığı profesyoneli yapar.



Yaygın yanlış bir düşünce olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) kendiliğinden geçmez, sonlanmaz, azalmaz. Aksine TSSB sonrası semptomların artmasıyla eşlik eden birçok psikolojik rahatsızlıkların da eşlik etmesiyle durum ağırlaşabilir. Tedavi almak, TSSB’nin iş, özel, sosyal hayatta karşılaşılacağı ön görülen ve karşılaşılan birçok problemin de engellenmesine yardımcı olur. Travma ne kadar zaman önce yaşanmış olursa olsun, doğru tedavi yöntemi ile durumun üstesinden gelinir, tedavi için geç kalınmış olmaz.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) için birçok tedavi yöntemi vardır.

Bilişsel Davranışçı Terapiler: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) tekniğinde özellikle alıştırma terapisi (exposure) ve sistematik duyarsızlaştırma (desensitization) teknikleri başarı kaydetmiştir. Her ki teknikte de kişilerin travma ile ilgili imgeler ve durumlarla kontrollü olarak yüzleşmesini sağlayarak, travmatik etkileri sistematik olarak azaltarak yok etmeyi amaçlar.

EMDR (Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme): Travma tedavilerinde teknik olarak oldukça başarı kaydeden bir yöntemdir EMDR. Bu teknik ile kişilerin travmatik olayların olumsuz etkilerine duyarsızlaştırmayı olumlu şekilde yeniden işlemesi sağlanır. Bu teknikte travmayı yaşayan kişilerin olay anında aslında işlememiş olduğu, duygusal, görsel, bedensel anıların işlenmesi sağlanır. Kısa süreli olan tedavi şeklidir.



Farmakolojik Destek (İlaçlı Tedavi): Travma etkilerini çok şiddetli yaşayan bireylere uygun bir antidepresan tedavi yöntemi belirlenir. Tedavide kullanılan ilaçlar kişilerin duygu durumlarını düzenleme, aşırı uyarılmayı azaltma, öfke kontrolünü sağlama, düşünce içeriğini düzenleme gibi birçok semptomla ilişkili alanda fayda sağlamaktadır. Tedavi süresi ve planlaması hekim tarafından belirlenir ve kontrolü sağlanır. İlaçlı tedavilerde hekim kontrolü olmadan ilaca başlama, ara verme ya da sonlandırma kişileri ilacı başlamadan önceki evrenin daha da ilerisine taşıyarak başladıkları noktadan daha kötü noktada kendilerini hissetmelerine sebep olur.

En başında da dediğim gibi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) travmanın üzerinden seneler dahi geçse de etkileri katlanarak artabilen ve kişilerin hayatlarını derinden etkileyen, olumsuzluklara iten bir psikolojik rahatsızlıktır. Tedavi için geç değildir…

YORUMLAR

  • 1 Yorum