Reklam
Uzman Psikolog Irmak Bahar

Uzman Psikolog Irmak Bahar


Aşk Hakkında Bilmemiz Gerekenler...

19 Şubat 2021 - 12:13

Senenin bir gününde ‘sevgililer günü’nü kutluyor olsak da aşk sadece bir gün değil hayatımızın çok önemli bir kısmını meşgul etmektedir. ’Aşk Nedir?’ sorusuyla başlayıp birini kendimize aşık etmek, birine karşı hissettiğimiz duygular ve değişimlerimizin adının ne olduğu, karşılıklı yaşanılan aşk ve ayrılıkla sonuçlanan birlikteliklerde aşk acısı bizim için yaşımız ne olursa olsun oldukça önem arz etmektedir. Kendimize olan özgüvenimizden tutalım da hayata bakış açımıza kadar bizi bu denli etkileyen aşk nedir? Gelin biraz da onu konuşalım...

Aşık olmak dopamin, adrenalin ve norepinefrin gibi kimyasalların düzeyini arttırırken, beyindeki serotonin düzeyini de düşürüyor. En basit tanımlarıyla, dopamin mutluluk sağlarken, adrenalin ve norepinefrin de kesintisiz enerji, hız ve kalbin durmaksızın atmasını sağlıyor. Beynimizin ödül ve zevk merkezi bu hormonlar salgılandığında oldukça tatminkâr. Aynı merkez obsesif kompulsif davranışlarımızdan da sorumlu. Yani bu da takıntılı şekilde aşık olduğumuz kişiye odaklanmamıza sebep olur. Aşık olunan ilk evrede başka işlere odaklanmak zorlayıcı olabilir. Çünkü, bilişsel kapasite tamamıyla aşık olduğu kişiye kendini adamış durumdadır. Daha uzun ilişkilerde ise bu bilişsel kontrol sağlanmalı çünkü ilişkiyi devam ettirme becerisi buna bağlıdır.



Aşk dediğimiz duygu herkes tarafından farklı şekillerde yorumlansa da özünde, hormonel değişim yaratan bir şeye ya da bir kişiye karşı duyulan aşırı bağlılık halidir.

Aşık olan kişiler beraber yaşadıklarında olası bir hastalık durumunda bu hastalıklarının üstesinden gelmelerinde çok önemli yol kat edici oldukları yapılan araştırmalar ile gözlemlenmiş olup, sevdikleri insanlar yanlarında olmasalar dahi onların fotoğraflarına bakan hastaların, ağrılı süreçler sırasında daha çabuk yatışabildiklerine de dikkat çekmişlerdir. Aynı zamanda ‘aşk hormonu’ diye adlandırılan oksitosin, kucaklaştığımızda, bir omuza kafamızı koyduğumuzda ve sarıldığımızda yoğun şekilde salgılanır. Birçok araştırmacı da oksitosinin sevdiğimiz kişiye bağlanma sürecini pekiştirdiğini öne sürmektedir. Araştırmalar,bir doz oksitosinin baş ağrısını önemli derece azalttığını, hatta birkaç saat içinde tamamen yok ettiğini gösterdiğini söylüyor. Ağrılarımız için ilaçlara koşmadan önce sevdiğimizle sarılmamız iyi fikir olabilir.
Küçüklüğünüzü hatırlayın, bir yerinizi çarptığımızda anneniz ne derdi? ‘Gel öpeyim de geçsin...’ belki bilmeden söylenmiş bu sözde haklılardır... Kim bilir?

Bir başka olumlu etkisi de sadece aşık olmak değil, aşk hakkında düşünmek de soyutluğa dayalı olduğundan yaratıcılığı pozitif anlamda etkilediği de kanıtlanmış bir gerçektir.

Aşık olduğumuzda yediden yetmişe tanımımız ‘Midemde kelebekler uçuyor’ şeklinde olmuştur. Eminim bu birçok kişi için oldukça tanıdık geliyor. Kulağa ilk geldiğinde çocukça bir tanımlamayla deyimleşmiş olduğunu düşünsek de ‘midedeki kelebek’ hissi oldukça gerçek ve ‘savaş ya da kaç’ tepkisini vermemize neden olan adrenalindir. Adrenalin fazla salgılandığında midemizde kelebekleri hissederiz. Çünkü birine aşık olduğumuzda ona yakın mı olsak yoksa ondan kaçsak mı bilemeyiz.



İşler yolunda gitmediğinde, ayrılıklarda ya da herhangi bir olumsuz cevapla karşılaştığımızda, sevdiğimiz birini kaybetme gibi yoğun ve travmatize edici duygular yaşadığımızda kalbimizin etrafında yoğun bir ağrı hissederiz. Bu yoğun ağrı veya sancılar kalp kaslarının zayıflamasına yol açabilmektedir. Bilimde bu duruma ‘kalp kırıklığı sendromu’ denmektedir. Hızlı kalp atışı, hızlı soluk alışverişi gibi semptomlar da eşlik eder ve sıklıkla kalp krizi ile karıştırılabilir.

Aşk gerçekten önemli bir duygu...

Öyle ki; Harvard’da gerçekleştirilen 75 seneden fazla zamandır yapılan bir araştırmaların bulguları gösteriyor ki; katılanların hayattan tatmini ve mutluluğu aşk ve aşkı arama, aşkı bulma hikayeleri üzerinden anlatılmaktadır.

Sadece bir kişiye duyulan aşkı bir kenara bırakırsak eğer, yaptığımız herhangi bir işi bile ‘aşk’la yaptığımızda başarı kaçınılmaz olmakta.

Öyleyse aşkı dar bir anlamda ve alanda yaşamayı veya aramayı bırakmalı, sahip olduğumuz ve aradığımız aşkı hiç kaybetmemeliyiz…

YORUMLAR

  • 0 Yorum